Ben Anadolu’yum Anadolu benim Bir adım Diyarbekir diğeri Van dır benim Dinamitlerseniz Tendüreği, Nemrutu, Ağrı’yı Hasretinden ölür Kızılırmak, Yeşilırmak, Fırat tıpkı benim gibi
Ne Edirne yaşar bensiz ne de ben yaşarım Ardahan ’sız... Kim ne derse desin ben bu cennet vatanımda yaşarım İllaki vatanıma nifak tohumu atanlarla savaşırım Çünkü: Ben Munzurum ben Dersimim ben Anadolu’yum
Gün doğdukça yeşerir kardelenleri Süphan’nın Ölümsüzleşir yazdın mı destanlarla bir bir İstanbul’u Yükseldi mi minarelerde huzur dolu ezanlar... Kimisi kıyamda kimisi rükûda kimisi secdededir Anadolu’mda
Ne zaman ki can çıkarsa bu bedende Duyarsın feryadını Zigana dağının Gözyaşı döker Hatay, yüreği sızlar Sinop’un Çünkü: Ben Anadolu’yum, Anadolu benim...
Çok ağır bir tokat yeriz bazen Nereden geldiğini anlayamayız Dönüp bakarız etrafa ama nafile Çok geçtir kimin attığını öğrenmek için Ama acısı oturmuştur yüreğimize Bu tokat gizli bir tokattır Hayatın vurduğu kocaman bir sille Acımasızca acıtmıştır canımızı Hepimizin bir dönem Bazende hayat boyu Karşılığını veremeyiz Karşımızda yoktur çünkü hiçkimse Acıları çeker Yolumuza devam ederiz yine..
Sabahlara mahmur gözlerimle Yarım uyanmıyorum Yastığımın yalnız kalan tarafında Aramıyor seni ellerim Unutsam da, Sofraya tek bardak koymam gerektiğini Çayı iki kişilik demlemiyorum ki?
İki saat bekleyeceğim kapıda söylentimle Elimde havlumla ve diş macunumla Geçmiyorum koridorları Tamam! Bazen bekliyorum Sanki çıkacaksın gibi kapıdan ama.. Beklemiyorum iki saat işte?
Bitiremiyorum ama, İlk lokmasında boğazıma düğümlenen Kızarmış ekmeklerin artık hepsi benim! Rafadan olmamış yumurtalar küsmüyor artık sofraya
Aynalar rahat Kimse "nasıl üzerimdekiler" diye dalaşmıyor karşısında Kapı eşikleri yanlız Misafir varmış gibi Tonla ayakkabı bırakılmadı bitişiğinde.
Kapıcı hala sabaha iki sıcak simit getirse de Kedim paylaşıyor benimle.
Sahilde geçen zamanda Akreple yelkovan kavga etmiyor artık! Eskisi gibi hızlıca koşuşturmuyorlar Olabildiklerince ağır, Tamam! Bazen "Hayatım güneş nasıl vurmuş dalgalara" Diye dönse de başım Kaldırımdaki boş banklar onaylıyor beni.
Sayfa aralarında unuttuğum, Gül dalı ayraçlarım dökülmüyor artık, Bol bol okuyorum artık yarım bıraktığım romanları.
"Eve geç kaldım" telaşesinden kurtuldu ayaklarım Yemeği yetiştirme hengamesiyle çarptığım Evin köşe bentleri rahat. Televizyonun karşısındaki tüm yastıklar benim. Tamam, Bazen boncuk geçerken değiyor saçlarıma Sessizce "Sen mi geldin!!" Sevincine doğrulan başımı Gözlerim sıvazlıyor. Artık tüm pınarlarımı kurutacak Filimler benim!
Vitrininden "Bir tanesini alalım ne olur" diye geçip Senin lüzumsuz gördüğün abajurları da aldım! Ev müze aydınlığına dönse de Artık korkmuyorum, Tonla seslerin çıktığı gece karanlığından.
Senli şarkılara eşlik etmiyorum Boğazıma takılıyor notalar, O yüzden artık komşularımız rahat.
Giderken kazağını unutmuşsun Bazen, Benimkilerden diye Karıştırıp giyiyorum Ama özlemekle alakası yok! Avunmakla da! Sadece dalgınlığımdan.
Hani bir parfüm sormuştun bana? Sevmemiştim, Kokusu kalıcı değil demiştim Sen yine de almıştın ya hani? Şaşıyorum, Kokusu hala kokunla kazağında.
Dedim ya, Ben seni özlemiyorum! Aramıyorum varlığını da.
Tuttuğun takımın maçlarına bakıyorum bazen Yenildiğinde ne çok seviniyorum! Özgürce "yaşasın" diye haykırıyorum Kızardın, Kızamıyorsun ya nasılsa!
Sarı lacivertli bardağını da Sevmediğin komşumuzun oğluna verdim Verirken duraksadım ama, İnşallah kırar diye Verdim! Çok kız(r)gın olsam da Kıramadım nasılsa.
Uykum var, Bu saatlerde sabaha hazır olayım diye Tıraş olurdun. O gıcık makine cızırtısı da yok aslında. Çok kısmana rağmen sesini Beynimin içinde bando mızıka çalan Tv'de kapalı. Sende uyumamışsındır Bir türlü yastıkta yer bulamazsın Zavallı yorganın. Acıyorum o örtüye Kesin savaş alanından çıkmış gibidir Hem niye düşünüyorum ki? Deli olmam gerek Bütün yorgan benim nasılsa! Gece uyandığımda Yerime içip boş bıraktığın bardakta sağlam!
Bak! Hiç özlemiyorum işte seni! Sende özleme beni Hemde hiç!