Filler hakkında bilgi

2008-04-04 13:43:00

Filler hakkında bilgi

Fil, Proboscidea takımının Elephantidae familyasından Hindistan yada Asya fili (Elephas maximus) ve Afrika fili (Loxodonta Africana) olarak anılan iki türün ortak adı.

Özellikleri
Her iki türün ayırt edici özellikleri gövdelerinin çok iri, burunlarının hortum biçiminde uzamış, bacaklarının kalın ve sütun biçiminde, kulaklarının geniş (özellikle Afrika filinde), kafalarının çok iri ve sürekli uzayan üst kesicidişlerinin (fildişi) savunma dişlerine dönüşmüş olmasıdır. Ama Hindistan filinin dişisinde genellikle bu savunma dişleri bulunmaz.Ayrıca Sri Lanka da yaşayan alt türünün erkekleri de %30 oranında fildişinden yoksundur.Renkleri bozdan kahverengiye kadar değişen fillerin derileri kalın, kılları seyrek ve kabadır. Burun delikleri uzun hortumlarının ucunda yer alır; kaslı ve çok amaçlı bir organ olan hortumun ucundaki parmaksı uzantı, hayvanın küçük nesneleri tutabilmesini sağlar. Bu uzantı Afrika filinde çift, Asya filinde tektir. Filler su içmek için önce suyu hortumlarına çeker, sonra ağızlarına boşaltırlar. Erkeklerde erbezleri gövdenin içinde korunduğundan erbezi torbaları yoktur.

Afrika fili yaşayan kara hayvanlarının en irisidir; ağırlığı 7,5 tonu, omuz yüksekliği 3-4 metreyi bulur. Hindistan filinin ağırlığı 5 ton omuz yüksekliği 2,5-3 m dolayında, kulakları da Afrika filinkinden çok daha küçüktür. Fillerin bütün azı dişleri aynı anda çıkmadığı için ağızlarında işlevsel olan tek bir azı dişi bulunur; bu diş yıprandıkça yerini yenisi alır. Afrika fili 60 yaşına geldiğinde altıncı ve sonuncu azı dişini de yitirir. Fillerin ortalama yaşam süresi 60-80 yıldır.

Dağılımı ve Yaşam Alanları
Hindistan filinin anayurdu Hindistan Yarımadası ile Asya’nın güney doğusu, Afrika filininki de Sahra’nın güneyindeki bölgelerdir. Eskiden cüce fil adıyla ayrı bir tür olarak kabul edilen hayvanların Afrika filinin yavruları olduğu anlaşılmıştır. Filler, çok yoğun bir bitki örtüsü ile kaplı olan cangıllardan çıplak savanlara kadar çok değişik yaşam ortamlarında görülebilir. Yaşlı dişilerin önderliğinde yaşayan küçük topluluklar, yiyeceğin bol olduğu yerlerde daha geniş sürüler oluştururken erkekler genellikle dişilerden ayrı sürüler halinde yaşar.

Beslenme
Belirli mevsimlerde besin ve su kaynaklarının daha bol olduğu yerlere göç eden ve zamanlarının büyük bir bölümünü beslenerek geçiren bu hayvanlar günde 225 kg ‘den fazla ot yiyebilir.

Üreme
Gebelik süresi Hindistan filinde ortalama 610 gün, Afrika filinde ise yaklaşık 2 ay daha uzundur. Hindistan filinde 8-12 yaşında cinsel olgunluğa erişerek döl verebildiği halde, Afrika filinde bu süre 14 yılı bulur.

Ekstra Bilgiler
Hindistan fili yüzyıllar boyunca savaş tören ve yük hayvanı olarak önemini korumuş, bakıcılarının yönetiminde ormandan tomrukların taşınmasında kullanılmıştır. Afrika fillerinin yük hayvanı olarak kullanılması çok daha kısıtlıdır. Filler ancak 20 yaşından sonra iş yapabilecek güce ulaştığından bu hayvanlar hiçbir zaman tam anlamıyla evcilleştirilmemiştir. Doğal yaşam alanlarının yol edilmesi ve fildişi için avlanmaları nedeniyle fillerin soyu tükenmeye yüz tutmuştur. Özellikle fil dişi ticareti için yasak avlanmalar Afrika fillerinin sayısını azaltırken bazı koruma bölgelerindeki sınırlı alanlarda giderek artan fil sayısı da çevreye zarar verecek boyutlara ulaşmaktadır.

FiLLer aLemi ManzaraLarı
Karada yaşayan hayvanların en büyüğü olan fillerin, Afrika ve Asya fili olmak
üzere iki türü vardır. Afrika filleri diğerlerine göre daha büyüktür. Yüksekliği 3.5
metreye, ağırlığı da 6 tona ulaşabilir.

Yelpaze gibi olan kulaklarının uzunluğu 2 metreyi, genişliği ise 1.5 metreyi bulur.
3.5 metre olan boylarıyla bu dev gibi hayvanları yaşadığımız evlere sokmamız,
onları kedi köpek gibi beslememiz mümkün değildir.




Fillerin diğer hayvanlardan en büyük farkı hortumlarının olmasıdır. Bahçe
hortumuna benzeyen bu uzun hortumun içinde 50 bin kas vardır. Evet yanlış
duymadınız "50 bin" kas...




Burun delikleri ise bu hortumun ucundadır. Filler, hortumlarını besinleri ve suyu
ağızlarına götürmek, eşyaları kaldırmak ve tabi bir de koku almak için kullanırlar.

Bu hortum, filin su içebilmesi veya vücudunun üstüne su püskürtebilmesi için 4
litre suyu tutma kabiliyetine de sahiptir.






Öte yandan, filler kocaman eşyaları taşıyabilen hortumlarıyla minicik bir bezelye
tohumunu bile koparıp, ağızlarında patlatarak içini yiyebilirler.




Onların, kocaman cüsseleriyle böylesine incelik isteyen bir işi başarabilmeleri
gerçekten de hayranlık vericidir.




Birçok konuda işe yarayan bu hortum aynı zamanda hem uzun bir parmak, hem
bir borazan hem de hoparlör olarak kullanılır.





Ayrıca, filler hortumlarını yıkanmak için su, toprak banyosu yapmak için de toz
püskürtmek amacıyla kullanırlar. Ancak, yavrular yeni doğduklarında hortumlarını
kullanmayı beceremezler.




Hatta bazen hortumlarına basıp düşerler. İnsanlar, onların bu hallerini çok komik
ve sevimli bulurlar.




Fakat, minik yavruların hotrumlarına basıp düşmekten hoşlandıkları söylenemez.




Anne fil, 12 yıl boyunca yavrusunu hiç yanından ayırmaz. Altı ay boyunca hiç
bıkmadan, sıkılmadan yavrusuna hortumunu kullanmayı öğretir.




Filin ağzının iki kenarında iki sivri uzun dişi vardır. Bu dişler, onların kendilerini
savunmalarını kolaylaştırır. Ayrıca, filler bu dişlerin birini yerde delik açıp su
bulmak için kullanırlar.




Öte yandan, lifli bitkileri çiğneyen bu hayvanların dişleri çok fazla aşınır.Ancak her
aşınan dişin yerine arka sıradaki dişlerden bir yenisi gelir.



Yetişkin bir fil yiyecek olarak günde yaklaşık 330 kg. bitkiye ihtiyaç duyar.




Bu miktar altı küçük balya samana denk gelmektedir. Filler 24 saatlerinin yaklaşık
16 saatini yemek yemeye harcamak zorundadırlar.




Şimdi size filler hakkında ilginç bir bilgi daha verelim. Siz, bugüne kadar bu kalın
derili, koca hayvanın nasıl serinlediğini hiç düşündünüz mü? Aslında, sizin de
tahmin edeceğiniz gibi kalın derileri yüzünden terleyemeyen filler, doğal olarak
etrafta buldukları su ya da çamur birikintileriyle serinlemeye çalışırlar.




Tabii, fillerin serinlemek için kullandıkları başka yöntemler de vardır. Örneğin,
kulaklarını vücutlarını soğutmak için yelpaze gibi kullanırlar. Ayrıca, kulaklarında
bulunan ince kan damarları da bu hareket sırasında soğuyarak vücudun
serinlemesine yardımcı olur.




Fillerin diğer bir özelliği ise büyük hayvan avcılarını ve hayvan bilimcilerini uzun
süre şaşırtmıştır. Bu özellik, fillerin karınlarının guruldamasıdır.




Fillerin karınları guruldarken çok yüksek sesler çıkarır. Ancak insanları şaşırtan,
fillerin karınlarından gelen seslerin yüksekliği değil, fillerin bu gürültüleri kontrol
edebilmesidir.




Aslında fillerin çıkardığı bu gürültülerin sindirimle hiçbir ilgisi yoktur. Bu sesler,
fillerin arkadaşlarının yerini anlamak için karınlarından çıkardıkları seslerdir.




Ancak, daha da ilginci, filler bir tehlikeyle karşılaştıkları zaman hemen
sessizleşirler. Tehlike geçtikten sonra ise sesler yeniden başlar. Böylece, filler 4
km uzaklıktan bile birbirleriyle haberleşebilirler.




Öte yandan, fillerin göç ediş hikayeleri bilim adamlarını şaşırtan bir başka konudur.
Bu koca kulaklı, dev cüsseli hayvanlar kurak mevsimlerde göç ederler ve bu sırada
hep aynı yolu izlerler. Daha da ilginci, bu göç sırasında yolda gördükleri dal
parçaları gibi çöpleri de temizlerler.




Filler geniş alanlara yayılarak yaşayan hayvanlar oldukları için aralarında sağlam
bir "iletişim" olması çok önemlidir. Bu iletişim yalnızca fillerin keskin koku alma
duyuları sayesinde olmaz.




Bunun yanında filin alnında, insanların duyamayacağı boğuk bir ses çıkartan bir
organ vardır. İşte bu organ sayesinde filler kendi aralarında, diğer canlıların
anlayamayacağı gizli ve şifreli bir dil kullanarak konuşurlar. Fillerin çıkardıkları bu
boğuk sesler çok uzak mesafelere ulaşabilir. Bundan dolayı fillerin çıkardıkları bu
özel ses uzun mesafeli görüşmeler için idealdir.

İşte size filler dünyasının gizemli yaşantısından çok özel kareler:










__________________

698
0
0
Yorum Yaz
  • sisme bot tamiri