Geçmişten Bugüne
8/5/2009 Kategori : hikaye
Kışa yaklaşırken,usul usul 30 ağustos için trompetlerini vurmaya devam eden gençlerin" yaz bitiyor " telaşıydı kulaklara gelen sesler.Yapraklar sararmaya yüz tutmuş,yollar günbegün ıslaktı.Karıncaların coştuğu bu zamanda sokaklar, okula yeni kaydolan çocukların sevinç çığlıklarıyla doluydu.Her gün bir çocuk okul çantası elinde sokaklarda gezer diğerlerine caka satardı.
İşte Hasan' da okul yaşı gelen çocuklardan biriydi.Hasanlar fakirdi.Öyle ki babası nüfus cüzdanı çıkartmaya bile bir kaç kuruş ayıramamıştı henüz.Her gün yarısı süpürge otuyla dolu buğday torbalarını dükkan dükkan dolaştırır satmaya uğraşırlardı.Yaz boyu sadece bir kısmını satabilmişlerdi zaten.
Hasan'da okula gidecek çocukları görüyor,o da bu heyecanla yanıp tutuşuyordu.Gerçi biliyordu, babasının parası yoktu ama olsun yine de istiyordu okula gitmeyi.Komşunun oğlu Mehmet'le Osman'ın bir olup onun fakirliğiyle alay etmeleri bir yana okula gideceklerini kurumlana kurumlana söylemeleri onun canını sıkmıştı.
Babasına söylemeliydi.Evet, ne olursa olsun söylemeliydi.Öyle planlar geçiyordu ki o küçücük aklından.
Bir gece müsait zamanı bulup babasına içini kavuran derdin sebebini haykırdı:
-Baba, beni okula göndersene.Ha, baba n'olur!
Babası afallamıştı tabi olarak.Yiyecek parası bulamazken ,hatta Hasan'ın bunu iyi bildiğinden haberi vardı,nerden çıkarmıştı bu okul meselesini...
-Tamam oğlum,bakarız.
Ertesi hafta Hasan'ın ısrarlarına dayanamayan babası onu okula götürdü .Kayıt yaptırmak için memurun odasını buldular.Memurun içten tavırları Hasan'ı daha da istekli kılmıştı:
-Hoşgeldiniz.Tamda iki kişi için kayıt kaldı.
Onlardan önce gelen bir adam çocuğunu kaydettirmiş acele acele çocuğunun kolunu çekiştirirken o arada çocuk Hasan'a gülmüştü.
Hasan'ın heyecanı bir kat daha artmıştı.İşte oluyordu.Günlerdir hayalini kurduğu okula kavuşuyordu.
Birden içine bir alev gibi işleyen sesi duydu:
-Nüfus cüzdanı,kayıt parası...
" Ne ,kayıt parası mı?"
Nüfus cüzdanı neyse de kayıt parası Hasan'ın küçücük yüreğini paralamıştı.O küçücük kalbinin buna dayanamayacağı apaçıktı.Birden babasının elinden fırladı,sokağa doğru koştu.İşte o sırada bir vasıta ona çarptı,kendinden geçmişti...
Yirmi yedi yıl sonra...
Orta halli bir adam çocuğunun elini-sanki kaçırmak istemezmişçesine-sımsıkı tutuyordu.Adamın topalladığı ve bir kolunun sakat olduğu apaçıktı.Onu öyle gören küçük çocuğa yaslanıyor sanırdı.Herhalde bu küçük okula yeni başlayacaktı.Yıllardır değişmeyen okulda memurun odasını kolayca buldular.Biraz sohbetten sonra memurun içleri sızlatan sesi okul duvarlarından aksetti:
-Nüfus cüzdanı,kayıt parası...
İşte Hasan' da okul yaşı gelen çocuklardan biriydi.Hasanlar fakirdi.Öyle ki babası nüfus cüzdanı çıkartmaya bile bir kaç kuruş ayıramamıştı henüz.Her gün yarısı süpürge otuyla dolu buğday torbalarını dükkan dükkan dolaştırır satmaya uğraşırlardı.Yaz boyu sadece bir kısmını satabilmişlerdi zaten.
Hasan'da okula gidecek çocukları görüyor,o da bu heyecanla yanıp tutuşuyordu.Gerçi biliyordu, babasının parası yoktu ama olsun yine de istiyordu okula gitmeyi.Komşunun oğlu Mehmet'le Osman'ın bir olup onun fakirliğiyle alay etmeleri bir yana okula gideceklerini kurumlana kurumlana söylemeleri onun canını sıkmıştı.
Babasına söylemeliydi.Evet, ne olursa olsun söylemeliydi.Öyle planlar geçiyordu ki o küçücük aklından.
Bir gece müsait zamanı bulup babasına içini kavuran derdin sebebini haykırdı:
-Baba, beni okula göndersene.Ha, baba n'olur!
Babası afallamıştı tabi olarak.Yiyecek parası bulamazken ,hatta Hasan'ın bunu iyi bildiğinden haberi vardı,nerden çıkarmıştı bu okul meselesini...
-Tamam oğlum,bakarız.
Ertesi hafta Hasan'ın ısrarlarına dayanamayan babası onu okula götürdü .Kayıt yaptırmak için memurun odasını buldular.Memurun içten tavırları Hasan'ı daha da istekli kılmıştı:
-Hoşgeldiniz.Tamda iki kişi için kayıt kaldı.
Onlardan önce gelen bir adam çocuğunu kaydettirmiş acele acele çocuğunun kolunu çekiştirirken o arada çocuk Hasan'a gülmüştü.
Hasan'ın heyecanı bir kat daha artmıştı.İşte oluyordu.Günlerdir hayalini kurduğu okula kavuşuyordu.
Birden içine bir alev gibi işleyen sesi duydu:
-Nüfus cüzdanı,kayıt parası...
" Ne ,kayıt parası mı?"
Nüfus cüzdanı neyse de kayıt parası Hasan'ın küçücük yüreğini paralamıştı.O küçücük kalbinin buna dayanamayacağı apaçıktı.Birden babasının elinden fırladı,sokağa doğru koştu.İşte o sırada bir vasıta ona çarptı,kendinden geçmişti...
Yirmi yedi yıl sonra...
Orta halli bir adam çocuğunun elini-sanki kaçırmak istemezmişçesine-sımsıkı tutuyordu.Adamın topalladığı ve bir kolunun sakat olduğu apaçıktı.Onu öyle gören küçük çocuğa yaslanıyor sanırdı.Herhalde bu küçük okula yeni başlayacaktı.Yıllardır değişmeyen okulda memurun odasını kolayca buldular.Biraz sohbetten sonra memurun içleri sızlatan sesi okul duvarlarından aksetti:
-Nüfus cüzdanı,kayıt parası...

