Öylesine Sevmistim...

2008-12-06 23:31:00

Devamı

İzmir'li olmak...

2008-12-05 22:34:00

-Eger "Kordon" dendiginde aklinizaelektrikli ev aletlerinindisinda bir yer ismi geliyorsa... -Kordon'da güneşin batışını izlemeninbir ayrıcalık olduğunu düşünüyorsanız.. -"Körfez Kokusu" nedir biliyorsaniz... -35 ve 35,5 kavramlarisize bir sey ifade ediyorsa... -"Kalbim Ege'de Kaldı" şarkısınıkendinizle özleştirebiliyorsanız.. -"Ağustos Sıcağı" kavramındannefret ediyorsanız.. -"Okulu asmak" ya da "okulu kırmak"yerine "okulu ekmek" diyorsanız.. -9 Eylül size üniversitedışında şeyler de hatırlatıyorsa.. -Behçet Uz'un kim olduğunu biliyorsanız.. -Attila İlhan, Can Yücel, Sezen Aksuisimlerini duyduğunuzdaşöyle bir kabarıyorsanız.. -Her yıl 9 Eylül’de TürkYıldızları’nı canlı izliyorsanız.. -Başka bir şehirdeyken insanlarıngiyimleri ve davranışları size ters geliyorsa.. -Etrafınızda şortlu, mini etekli,askılı giysili kızlar ve şortlu,küpeli erkekler görmek dikkatinizi çekmiyorsa.. -Kordon'un eski halini hatırlıyorsanız.. -Saat Kulesi'nin deniz kenarındaolduğu zamanı hatırlıyorsanız.. -En az bir yabancı dil biliyorsanızve günlük hayatınızda turistlere alışıksanız.. -Kampüs denilince aklınıza sadeceEge Üniversitesi’nin kampüsü geliyorsa.. -Basketbolu futboldandaha çok seviyorsanız.. -Trafikte 34 plakalısürücülerden şikayetçiyseniz.. -"Bi Yer" denilince gerçektenaklınıza belli bir yer geliyorsa.. -"Gevrek", "Cigdem", "Domat","Nohut" gibi kavramlari kullaniyorsaniz... -"Boyoz" kelimesi size bir seyler hatirlatiyorsa... -"Arapsaci", "Turpotu", "Dalagan","Istifno", "Ebegümeci","Denizbörülcesi" nedir biliyorsaniz... -Konusurken arada bir dilinizistemesenizde "geliyom","gidiyom", "gelcem", "yapcam","etcem" seklinde sürcebiliyorsa... -Gördügünüz her gökdeleniHilton´la kiyasliyorsaniz...-Park, trafik sorunu vekarakis nedir? Bilmiyorsaniz... -Kar görmek icin Sabu... Devamı

Canım İstanbul

2008-11-20 01:30:00

 Canım İstanbul Ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;Onu İstanbul diye toprağa kondurmuşlar.İçimde tüten birşey; hava, renk, eda, iklim;O benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.Çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;Ay ve güneş ezelden iki İstanbulludur.Denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,Ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.İstanbul benim canım;Vatanım da vatanım…İstanbul,İstanbul…Tarihin gözleri var, surlarda delik delik;Servi, endamlı servi, ahirete perdelik…Bulutta şaha kalkmış Fatih`ten kalma kır at;Pırlantadan kubbeler, belki bir milyar kırat…Şahadet parmağıdır göğe doğru minare;Her nakışta o mana: Öleceğiz ne çare?..Hayattan canlı ölüm, günahtan baskın rahmet;Beyoğlu tepinirken ağlar Karacaahmet…O manayı bul da bul!İlle İstanbul`da bul!İstanbul,İstanbul…Boğaz gümüş bir mangal, kaynatır serinliği;Çamlıca`da, yerdedir göklerin derinliği.Oynak sular yalının alt katına misafir;Yeni dünyadan mahzun, resimde eski sefir.Her akşam camlarında yangın çıkan Üsküdar,Perili ahşap konak, koca bir şehir kadar…Bir ses, bilemem tanbur gibi mi, ud gibi mi?Cumbalı odalarda inletir “Katibim”i…Kadını keskin bıçak,Taze kan gibi sıcak.İstanbul,İstanbul…Yedi tepe üstünde zaman bir gergef işler!Yedi renk, yedi sesten sayısız belirişler…Eyüp öksüz, Kadıkoy süslü, Moda kurumlu,Adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.Her şafak Hisarlarda oklar çıkar yayındanHala çığlıklar gelir Topkapı sarayından.Ana gibi yar olmaz, İstanbul gibi diyar;Güleni şoyle dursun, ağlayanı bahtiyar…Gecesi sünbül kokanTürkçesi bülbül kokan,İstanbul,İstanbul…Necip Fazıl KISAKÜREK... Devamı

Dalgakıran...

2008-11-15 16:09:00

 Deniz hırçındı, dalgalar ise; asi...Ansızın yakaladılar küçük kayığı...Sinsice yaklaştılar ve bir anda saldırdılar...Acımasızdılar.Ne istiyor olabilirlerdi ki küçük kayıktan?Oysa; küçük kayık için ne güzel bir sabahtı...Günün ışıklarla dansı henüz başlamışken, onun da denizle dansı başlamıştı. Saatlerce, hiç durmadan dans ettiler.Ama ne olduysa, bir anda hırçınlaştı deniz, belki de rüzgârlı havanın, yağmurun etkisiyle... Asi dalgalar hırpalamaya başladı...Şimdi küçük kayığın aklında tek şey vardı. O da bir an önce dalgakıranına sığınabilmek. Bir ulaşabilseydi, ah bir başarsaydı, dalgakıranı korurdu onu. Kimse bir şey yapamazdı küçük kayığa orda.Ne deniz, ne dalgalar...Bunları düşünürken biraz daha hızlandı ve ufukta kayboldu... Siz, en son ne zaman bir dalgakırana sığınmak istediniz?Siz, en son ne zaman bir dalgakırana ulaşmak umuduyla çırpındınız hırçın denizde?Siz en son ne zaman bir dost elinin size uzanmasını istediniz ya daelinizi uzattınız bir dostunuza?Dostlarımız...Fırtınalarımızdaki dalgakıranlarımız...Hırçın denizden, asi dalgalardan kaçarken gözümüzhep uzaktaki bir dalgakıranı aramaz mı? Koşulsuzca, sorgusuzca, sınırsızca sığınabileceğimiz,bizi koruyacak biri mutlaka vardır, dalgakıran misali...Ulaşabilmişsek oraya, bir de atabilmişsek halatlarımızı limana,korkmayız artık fırtınalardan...Dışarıdaki korkunç fırtınanın gölgesi bile giremez içeri...Herkesin bir dalgakıranı olmalı fırtınalı günlerde sığınabileceği veherkes bir dalgakıran olmalı koşulsuzca, sorgusuzca, sınırsızca...Dostlukların ve sevginin bile yozlaştırılmaya çalışıldığı günümüzde,ne mutlu bir dalgakıranı olanlara, ne mutlu bir dalgakıran olmayı başarabilenlere... ... Devamı

Penguenler.

2008-11-14 19:48:00

Penguen, Spheniscidae familyasını oluşturan, uçamayan, dimdik durabilen, perde ayaklı deniz kuşları.Güney Kutbu, Yeni Zelanda, Avustralya, Güney Amerika, Güney Afrika ve hatta Galapagos kıyılarında yaşarlar. Kuzey Kutbunda bulunmazlar. Büyüklük bakımından 30 - 105 cm. arasında değişik 17 kadar türü bilinmektedir. En irileri olan İmparator penguen 45 kg. ağırlığa ulaşır. Sıcak bölgelere doğru gidildikçe boyları küçülür. Denizlerdeki kabuklular, balık ve mürekkepbalıkları ile beslenirler. Tüyleri kuş tüylerine hiç benzemez. Sırtları siyah veya gri, karın kısımları beyaz ince pulsu tüylerle örtülüdür. Türler birbirinden, başlarındaki renkli tüyleriyle ayrılır. Kuyrukları kısa ve ayakları vücutlarının gerisinde olduğundan rahatlıkla dimdik ayakta durabilirler. Denizde, saatte 10 deniz mili hızla yüzebilirler. Hatta gerektiğinde bu hızlarını iki katına çıkarabilirler.Kanatları uzun telek tüylerinden yoksun olup, kırılmadığı için uçmaya yaramaz. Buna karşılık yüzerken çok kuvvetli yüzgeç vazifesi görür. Penguenler, buz üzerinde sıçrar ve çok iyi kayarlar. Göğüslerinin üzerinde yatarak yüzgeç kanatlarının yardımıyla kızak gibi kayarak, karada birkaç yüz kilometre içeriye kadar girebilirler. Yalnız üreme mevsimlerinde yumurtlamak için karaya çıkarlar. Vücutlarını örten sık tüyler ve deri altlarındaki kalın yağ tabakaları ile Antarktika 'nın sıfırın altındaki dondurucu soğuklarından korunurlar. Vücut ısılarını ayarlayan otomatik bir mekanizmaya sahiptirler. Gerektiğinde kan damarlarıyla deriye giden kanı azaltarak, yükselterek ve tüylerini dikleştirerek vücut sıcaklıklarını kontrol ederler.Güney Kutbu penguenleri 40°C'lik vücut ısılarıyle -... Devamı

  • sisme bot tamiri